“
“
Belde seçimi çağrısı
Ayrıca şunu söyleyeyim: Hafta sonu yapılacak yerel seçimler var. Bu yerel seçimlerde üç beldeye cuma günü başlayarak cuma öğlen, akşam ve cumartesi öğlen olmak üzere, oralara gidip Gümüşhane’de, Tokat’ta ve Ürgüp’te belde belediyelerimizin seçimleriyle ilgili partililerimizi oy vermeye teşvik edeceğim. Sebebi şudur: Şöyle bir duygu var ‘Şimdi biz burada oy verirsek, seçilirsek sanki butlandan sonra parti bir başarı elde etmiş gibi görünür’ korkusuyla sandığı protesto etmek gibi hiç istemediğimiz bir refleks yükseliyor orada. Oraya gidip herkesi sandığa sahip çıkmaya ve partisi için oy kullanmaya davet edeceğiz. Pazar günü yapılacak olan seçimlerde bu süreçte ne hissetmiş olurlarsa olsunlar hem tüm CHP’liler hem de CHP ile dayanışma göstermek isteyen herkesi, beldelerinde yapılacak seçimlerde sandık başına gitmeye ve CHP’ye oy kullanmaya davet ediyoruz. ‘Tepki gösteririz, oy kullanmayız, seçimde varsın bir belediye az kazanalım ama bu başarı bu hukuksuzluğa yazmasın’ söylemi, çok tehlikeli bir söylem. Herkes gidecek, partimize sahip çıkacak. Biz partimizdeyiz, partimizin arkasındayız. Pazar günkü seçimde iki eli kanda olanı sandığa gidip oy kullanmaya davet ediyorum.”
Olağanüstü Kurultay için AYM kararı hatırlatması
Özel, parti tüzüğündeki “Genel Başkan kurultaya çağırır” ifadeleri hatırlatarak “Kurultaya gidilmeme durumu olur mu” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bu konu kamu hukukunun konusu. Türkiye’deki çok önemli kamu hukukçuları, tedbirin asla kurultaya gidilmesine engel olmadığına dair ortak bir metinde imza toplamışlar, bugün bana haber verdiler. Çok güçlü bir metin. İsimlerini sizin de bildiğiniz çok ünlü hukukçular, hem de siyasi görüşleri ne olursa olsun diyorlar ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir hatta tedbir aslında bir an önce kurultay yapılması dışında bir görevi de yoktur gelenlerin. Çağrı heyeti hükmündedir.’ Hele hele delegenin imzalarının ki burada Anayasa Mahkemesi kararı da var: Delege karar verdiyse olağanüstü kurultaya, olağan kurultay takvimini bile kesebiliyor. Eskiden kestirmiyordu. AYM dedi ki ‘Yarıdan bir fazla ne istiyorsa onu yapar.’ O yüzden herhalde artık ‘genel başkan bunu yapar’ diyorsa ve Kemal Bey, ‘Ben genel başkanlık yetkisini kullanırım’ diyorsa bu amir hükme uyacak. Yok, o yapsın, buna engel olmaya çalışan saray yargısı varsa onu görürüz. Kamu hukukçuları çok net bu konuda. Ümit ediyorum, orada artık bir tereddüt yaşamadan gereğini yapar. Partinin bu krizden kendi gayretiyle çıkmasının önünde bir engel teşkil etmez.”
Özel, “Genel Başkan çağrı yapmadıkça grup toplanamaz argümanını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Bundan önce defalarca grup başkanının veya grup yönetim kurulunun çağrısıyla ya da çağrı bekletmeksizin rutin toplantılarla bu işler hep yapılmıştır. Ayrıca esasen işin yapısı ve ruhu gereğince Meclis’te, grupta dokunulmazlık kapsamında değerlendirilen konuşmalardır bunlar ve bu milletvekillerine özgü konuşmalardır. Normalde grup başkanı gruptaki konuşmayı yapar. Genel başkanın grup başkanı olmadığı durumda, genel başkan grup toplantısını onurlandırırsa grup başkanlığı tarafından kürsüye davet edilir, kürsü kendisine teklif edilir. Bu genel başkanların milletvekili olmadığı, saray rejiminin getirdiği ve kötü düzenlemelerden dolayı kaynaklanan bir mesele. Ama geçmişte de zaman zaman, örneğin partinin başına milletvekili olmayan birisi genel başkanı olmuştur ve grup başkanlığı seçiminde bazen SHP’de olmuştur; kurultayda yarışan iki kişiden biri genel başkan seçilmiştir ama diğeri grup başkanı seçilmiştir. Parlamento bunların deneyimlediği bir yerdir. Parlamento tarihi bilinmeden, geçmiş yaşanmışlıklar bilinmeden ve parlamentonun aldığı kararlar bilinmeden; bu kararlar hep seçilmiş grup başkanı lehine olmuştur. Bu yaklaşımlar maalesef bu birikimlerden yoksun bir heyetin şu anda -bundan Kemal Bey’i kastetmiyorum- Genel Merkez’de bulunuyor olması, Meclis tecrübelerinin hiç olmaması, olanların da Meclis’e devamlılık problemlerin olmasından dolayı, hiç Meclis bilmeyenlerin yaptığı açıklamalar. O yönden soruyu küçümsediğimden değil ama kaynak yeterli donanıma sahip değil.”
Özel, eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu'nun açıklamalarının sorulması üzerine, "Derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack’ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan bir yaklaşımı tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Monarşi tarif ediyorlar. Batııcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların Cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik. CHP’ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zül sayarım" ifadesini kullandı.